Kurabiyeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kurabiyeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2009 Pazartesi

Cevizli Kurabiye

Yazamadım uzun zamandır.
Sebebini tam olarak bilemesem de bir süre “duraklama dönemi”ne girdim sanırım. Ya da nadasa bıraktım kendimi.
İnsan psikolojisi işte !
Buna ihtiyacım varmış gibi geldi. Zaman zaman ruhumuz bir yerlere kaçmak ister.
Belki de saklanmak. Farklı bir moda bürünmek. Benimki öyleydi.
Ana yolda giderken farklı bir sokağa sapmak istedim. O sokakta ana yola çıkıyormuş neyseki :)

“Gerileme dönemi”ne girmeden toparlandım :) ve işte buradayım.
Günah çıkarma faslı bu kadar. Sadede gelelim.

Geçen gün bir gazete kadınların 7 günahını araştırmış ve bunu yazı haline getirip okuyucularıyla paylaşmış. ("Seven" filmini izleyip çok etkilenmiş olmalılar :p)
Efendim, biz kadınların günahları ; tembellik,merak, açgözlülük,gurur,dedikodu, alışveriş ve kıskançlıkmış. Bunlar bir tek bizim cinsimize has özellikler değil ama en çok bize yakıştırılmış günahlar.
Şimdi;
Tembellik : Bu özellik, sabahları çayını doldurup, boş ve insana hiçbir şey katmayan kadın programlarını hiç kaçırmadan takip eden, seda sayanla yatıp petek dinçözle kalkan, her sabah göbek atma enerjisini içlerinde nasıl bulundurduklarını anlayamadığım ve bu yüzden evini boşlayan hatunların her gün işledikleri bir günah :) Hiç üstüme alınmıyorum bu günahı :p

Merak : Azıcık ucundan da olsa var hepimizde. Ölçüsü kadından kadına değişir bana göre.Kimi komşusunun, akrabalarının iç çamaşırına kadar şeceresini öğrenmek ister.Bu ona ne sağlar meçhuldür. Kimi arkadaşının kullandığı rujun renk kodunu merak eder. Bu da pek günahtan sayılmaz.

Açgözlülük : İmkb günleri vardır kadınların. Kurlar bile bunlara göre iner çıkar :)
Böyle günlerde bir tabağa 20 çeşit yiyecek konulur. “Ay çok koymuşsun yiyemem ben bunu şekerim” der Obez Hanım. Ama iki laklak, bir kahkaha. Kırıntıları bile kalmaz o kadar çeşidin tabakta. Sonra “ Bak ısrarına dayanamadım canım, çok yedim. Yoksa yemiyorum bu kadar” der.
Hadi oradan !! Senin dayanamadığın karbonhidratın cazibesi. Açgözlüsün sen aç !Bu yüzden günahkarsın! Ve cehenneme gideceksin :)Hahahahaah :D

Gurur : Bu günah mı canım şimdi ? Olmazsa olmaz bu.

Dedikodu : Bunu hayatlarının odak noktası haline getiren kadınlar yok değil. Eski bir sekreterimiz vardı duyduğu bir haberi 10 dakika içinde bütün odalara yayma yeteneğine sahip biriydi. O derece kendini bu konuda yetiştirmiş uzman bir kişilikti :) Eğer bu gerçekten bir günahsa cehennemde ona özel bir süit ayrılmıştır herhalde :)

Alışveriş : Çok günah işledim sayın peder :p

Kıskançlık : Çok kıskanç, adama göz açtırmayan, boğan kadınları hiç anlamıyorum.Böyle davranan kadının kendine özgüveni yoktur bana göre. Her an adamın kendisini bir başkası için terk edeceğini düşünerek hayatı kendilerine ve birlikte oldukları erkeğe zehir ederler. Erkeğin onlara karşı saygısının azalmasına sebep olurlar. Zaten çapkınlık potansiyeli olan bir erkekle birlikteysen onun hayatında ömür boyu sadece sen olmayacaksın. Ya bunu tercih etme ya da bu günahı işleme !!

Çok kolay, mutfağınızda sürekli bulunan malzemelerden yapılıyor bu kurabiye.

Malzemeler:

  • 1 paket margarin
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 su bardağı ceviz (çekilmiş)
  • 1 yumurta akı
  • aldığı kadar un
Yapılışı:
  1. Margarini eritin.
  2. Ilınınca pudra şekeriyle çırpın.
  3. Elinizle şekil verebileceğiniz kıvama gelene kadar un ilave edin.
  4. Cevizden 1 çay tabağı kadarını kenara ayırın.Geri kalanını hamura katıp yoğurun.
  5. Elinizle şekil verip üst kısmını yumurta akına değdirip sonra cevize bulayın.
  6. Pişirme kağıdı yaydığınız tepsiye dizip önceden ısıttığınız 170 derecede fırında 20-25 dakika kadar pişirin.

7 Ocak 2009 Çarşamba

Damla Çikolatalı Kurabiye

Dün akşam iş çıkışı yürürken tuhaf duygulara kapıldım.
Düşündüm….
2009’a girdik. Bir sene sonra 2010, sonra 11….
Durduramadığımız bir mekanizmanın içindeyiz sanki.
Bu dünyada nefes alacak zamanınımız yıllara, aylara, günlere, saniyelere bölünmüş.
Yani, bir bitiş var hepimiz için.
Kadranın durduğu bir çizgi.
Sonra derin bir nefes aldım. Yağmur ince ince yağarak suratıma çarpıyordu. Kokusunu alabiliyordum damlaların. Keskin bir soğuk vardı. Etrafıma bakındım.
Arılar gibi sağa sola koşturan insanlara baktım. O çizgiye doğru koşturuyorduk hepimiz.
Koşuyorduk ve koşarken ;
Ya kırgındık birilerine, ya mahçup.
Sahip olduklarımız da vardı, olmadıklarımız da.
Hayalleri taptaze olanlar, hayalleri solanlarla aynı metroya biniyordu.
Bu kadar insanın düşe kalka, belki de ite kaka yürümesini sağlayan bir tek şey olabilirdi.
Umut.
Kötüyse bile daha iyi olacağa olan beklenti.
Yaşama sevincimizin yegane anahtarı.
Birde şans faktörü var, umutla bağlantılı yanları var onunda.
Bazı insanlar kendilerini ara sıra diğer insanlarla kıyaslarlar. Kıyasladıkları kişinin kendilerinden daha iyi ve daha şanslı olduğunu düşünürler. Maddi ve manevi olarak.
Halbuki tek bir yönden bakmamak gerek.
Neye göre şans ? Neye göre şanssızlık ?
Bu her şarta ve olaya göre değişkenlik gösterir.
İyilik ve kötülükte böyledir.
Bir gün yolda yürürken bir dilenci görürsün.Ona acıyıp para verirsin.Bir iyilik yaptığını düşünürsün. Ama o dilenci gider verdiğin parayla bir içki alır, sarhoş olur, ve masum bir çocuğu taciz eder. Yaptığın iyilik bir anda kötülüğe dönüşür.
İşte hayatın domino taşları böyle ilerler.
Dün akşam yürürken , bu tik tak sesleri arasında, yağmur yüzüme vura vura, küslüğün, kalp kırmanın, üzmenin, hırslanmanın, şiddetin ne kadar saçma olduğunu düşündüm.
Bir bardak suyun bir servet değerinde olduğu hikayeyi hatırladım.
Yağmuru kokladım.
Ve tekrar derin bir nefes aldım.





Malzemeler:

  • 125 gr.tereyağı (eritilmiş)
  • 1 su bardağı esmer şeker
  • 3 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 adet yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • Yarım tatlı kaşığı tuz
  • 1¾ su bardağı un
  • 1 su bardağı damla çikolata

    Yapılışı:
  1. Fırınınızı 150 dereceye ayarlayın.
  2. Yağı ve şekerleri mikserle iyice çırpın.
  3. Yumurta ve vanilyayıda ilave edip çırpmaya devam edin.
  4. Ayrı bir kapta unu, kabartma tozunu ve tuzu karıştırın.
  5. Diğer karışıma katıp karıştırmaya devam edin.
  6. En son damla çikolataları katıp kaşık yardımıyla karıştırın.
  7. Elinizle yuvarlak şekil verip yağlı kağıt serdiğiniz tepsinize dizin.
  8. Bir kaşıkla üzerlerine bastırın.
  9. 20-25 dakika kadar pişirin.




19 Mayıs 2008 Pazartesi

Tahinli Kurabiye

Aksesuar düşkünlüğünden ya da çılgınlığından bahsetmek istiyorum bugün.
Bütün kadınların az ya da çok takısı, ayakkabısı, çantası vardır değil mi?
Önem sırasına göre değişir her kadında bu aksesuarlar. Kimileri en çok ayakkabı almaktan, kimileri de evde bin bir tane olduğu halde takı almaktan vazgeçemez.
Ben de şu takı almaktan vazgeçemeyenlerden biriyim. Özellikle takılar arasında tercihin nedir derseniz, “küpe” derim.
Küpe benim bir parçam gibidir.Takmadan evden çıkarsam kendimi çıplak ya da eksik hissederim.Abartmıyorum aynen böyle. Zavallı kulak memelerim geceleri derin bir oooohh çekiyorlardır herhalde :D Hatta kendi aralarında konuşuyorlardır “Pınar hanım ne zaman
vazgeçecek bize bir şeyler taşıtmaktan” diye. Halbuki onları daha güzel göstermeye çalışıyorum.Anlamıyorlar ki şapşikler :p:D
Bana göre “bir takı, bireysel kimliği tasvir eden bir parçadır” Bir insana baktığım zaman bu kadın ya da erkek farketmez. Kullandığı takılardan onun hakkında bir fikir oluşturabilirim kafamda. Ya da hiç takı kullanmıyorsa alerjisi olabilir, gerçekten sevmiyor olabilir. Veya veya başka bir nedenle(alyans takmayan erkekler mesela)takmadığını düşünürüm. Yani kısaca takılar, yeni tanıştığın bir insanın zevkleri ve bakış açısıyla ilgili ufakta olsa bir fikir verebilir.

Çılgınlık derecesinde vazgeçilemeyen aksesuarlarımızdan ayakkabılara gelince, genelde rahatlık açısından düz ve spor modelleri tercih etsemde, bir kadının ayakkabı dolabında kesinlikle birkaç renk ve model ince topuklu ayakkabı olması gerektiğine inananlardanım. Bu dünyada en estetik olan canlı vücudunun, kadın vücudu olduğunu düşünürsek bunu en iyi ve güzel gösteren ayakkabının ince topuklu olması aşikar. Arada birde olsa giymek ve dişi olduğumuzu hatırlamakta fayda var.

Çantaaaaa !! Her aldığımız ayakkabının rengine uygun bir tane olması için dolapları çanta cenneti yaparız. Didik didik ederiz çarşıları turkuaz rengi çanta bulmak için. Neymiş ? Ayakkabı o renk çanta bulunmadan giyilemezmiş. Hatta o çantaya uygun elbise veya bluz alırız.Tam kombine oluruz. Millet bizi görünce turkuaz rengi derin denizlere dalar gider :D:D
Şimdilerde bavul misali büyük çantalar moda oldu.İyiki de oldu.Her şeyi alıyorlar içine maşallah.Pazara veya markete gittiğinde başka torbaya gerek yok. Doldur içine patatesi, soğanı :D:P

Şaka bir yana, her gün kullanılabilecek çanta dediğin içine cüzdan, devasa olmayan bir makyaj çantası, fotoğraf makinesi, kitap, parfüm, cep telefonu gibi ihtiyaçları alamıyorsa o çanta kullanışlı değil bana göre. Eskiden çok minik çantalar modaydı.O düdük gibi çantaları nasıl kullanıyormuşuz? İçine cüzdan bile zor sığıyordu. Üstelik takınca koltuk altında kayboluyorlardı. İlginç geliyor şimdi :D:D
Daha bir sürü aksesuar var aslında hayatımızda. Gözlük, saat, şapka, kemer,….. Benim için en önemli olanları yazdım.Diğerleriyle de cilveleşiyoruz ama takı, ayakkabı ve çanta kadar değil.
Böyle iştah kabartan vitrinler oldukça daha çok çıldırırız çoooooookk !! :D:D


Uzun zamandır tahinli kurabiye tarifi denemek istiyordum.Sevdiğim ve takip ettiğim portakal ağacı sitesinin sahibi sevgili Hatice'nin yapmış olduğu kurabiyenin tarifini denedim ve gerçekten yiyenler tarafından çok beğenildi.Ben de sürekli yapmaya karar verdim.

Malzemeler:
Hamuru için:
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı tahin
  • 200 gr.nebati yağ (oda sıcaklığında yumuşamış)
  • 1 yumurtanın sarısı
  • 1 paket vanilya
  • 3.5-4 su bardağı un
Üzeri için:
  • 1 yumurtanın akı
  • 1 çay bardağı dövülmüş ceviz
Yapılışı:
Tozşeker ve tahini iyice karıştırın.Sonra üstüne nebati yağı, 1 yumurtanın sarısını, vanilyayı ve unu ilave edip sert bir hamur elde edinceye kadar yoğurun.Hamurdan ceviz büyüklüğünde toplar yapıp elinizle yassılaştırın.Önce yumurta akına daha sonra dövülmüş ceviziçine batırıp pişirme kağıdı yaydığınız tepsinize dizin. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında 25 dakika kadar pişirin.

Yanında çayla bir harika :D


22 Nisan 2008 Salı

Fındıklı Kurabiye

Biliyorsunuz Lost dizisinin “Sawyer”’ı Josh Holloway geçen hafta bir reklam filmi için ülkemize geldi.Gelir gelmez de öyle bir ilgi ve hayranlıkla karşılandı ki adam neye uğradığını şaşırdı. Her şeyin ölçüsünü ayarlayamadığımız gibi bunun da ölçüsünü kaçırdık maalesef.
Özellikle kadınlar, daha önce hiç yakışıklı bir star görmemiş gibi adamın etrafında pervane oldular.Hele hele Beyaz Show’u seyredenler bilirler.Programın konuklarından o ağırbaşlı, hanım hanımcık Bergüzar Korel bile “arkadaşlarım rica etti, size dokunabilir miyim?” gibi salakça bir soru sorarak arkadaşları uğruna kendini ekranda maymun etti. Hayır, anlamıyorum. Adam bir dünya starı olabilir, çok sevdiğin bir dizide hayranlıkla seyrettiğin biri olabilir.Yine de bu kadar şımartmanın, kendisini bir tanrı gibi hissetmesini sağlamanın ne alemi var ?Türklerin misafirperver olduğu bir gerçek.Bu güzel bir şey tabi. Misafiri en iyi şekilde ağırlamak, onu hoş tutmak, saygıda kusur etmemek yapılması gereken şeyler.Ve biz bu konuda asla mütevazı olamayız.Çünkü bu konuda gerçekten bence dünyada bir numarayız. Hatta kendimizi aşıp, adam için bir değil beş dansöz oynatmış bir milletiz.
Kadınlarımızın aklına şaşıyorum valla ! Ayol Türkiye’de hiç mi yakışıklı ve çekici (bu şekilde tanımlanıyor ya) erkek kalmadı. Ayşe Özyılmazel’in de dediği gibi adamın “İstanbul hatırası” olmak için bu kadar itişmeler, tepişmeler, ağzının suyunu akıtmalar, sanki Mango’da indirim varmış gibi dörtnala koşturmalar. İnanılır gibi değil !...
Sawyer beyefendi röportajlarında bizi çok asil bulduğunu belirtmiş (sağolsun), “Hepinizin çok şık ve pahalı giyinmesi beni çok şaşırttı. Her yerde lüks arabalar vardı. Sanki burası dünyanın en zengin ülkelerinden biri ve herkes yüksek tabakadan insanlar gibi dolaşıyor. "Beyaz Show"da da örnek vermiştim. Takım elbiseyle balık tutan adam gördüm. Burada sanki her şey first class.” demiş.
Kendisi ülkemizde sadece üç gün kalabildiği (boğaza nazır bir otelde) ve ona sadece madalyonun diğer tarafı gösterildiği için böyle bir izlenimde bulunması doğal.
Aslında bir yönden de haklı.Pahalı ve şık giyinme tutkusu hele hele yeni nesilde çok fazla. Çalışan ve 600-ytl. maaş alan bir genç bile adidas ayakkabı giyip, son model cep telefonu kullanabiliyorsa biz zengin bir ülkeyiz !!!
Böyle dünya starlarının ülkemize gelmesine karşı değilim.Türkiye’nin imajı ve daha iyi tanınabilmesi, kafalardaki soru işaretlerinin bir nebze giderilebilmesi için iyi olduğunu düşünüyorum hatta. Ama her gelene insan ötesi, tapılacak bir varlık gibi davranılması bence yanlış ve gereksiz ! Yanılıyor muyum?

Şimdi size çok basit ve lezzetli bir kurabiye tarifi vereceğim.Üstelik bunda un da kullanmanıza gerek yok. Acıbadem kurabiyesinin tadını bilirsiniz.Onun tadına benziyor.Tabi bu fındıklı olanı.

Malzemeler

  • 300 gr.fındık
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı pudra şekeri

Yapılışı:

Fındıkları rondoda un haline gelene kadar öğütün.Derin bir kapta bu üç malzemeyi iyice yoğurun. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp şekil verin. Pişirme kağıdı serdiğiniz fırın tepsinizin üzerine kurabiyeleri dizin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzerleri sararana kadar pişirin.

Sütle, çayla süper giden bu kurabiyeleri vakit kaybetmeden deneyin.

Not: Fotoğrafta fındıklı kurabiyelerin hemen altındaki tarçınlı kurabiyelerin tarifi ise hemen şurada.



4 Kasım 2007 Pazar

Kupa Kurabiye


Herkese merhabaa !!

Bundan böyle bu sayfamda sizlerle denediğim yemek tariflerimi, anılarımı, düşüncelerimi,içimden geldiği gibi paylaşmak arzusundayım. Umarım sizlerde bana katılırsınız.Çünkü paylaşmanın insanın ruhunu besleyen yegâne şey olduğunu düşünüyorum ve bu bana büyük haz veriyor.
Bugün hava çok güzeldi. Sabah eşimle beraber sabah yürüyüşüne çıktık.Hafif sabah serinliği vardı tabii. Ama en sevdiğim zamanlardan biridir bu. O serinlikte güneşin o sıcak sıcak yüzüne vurup ısısını hissettirmesi mutluluk vericidir.
Yürüyüş dönüşü alışveriş yaptık ve Azem'in (eşim) de çok sevdiği kurabiyeden yapmaya karar verdim.Ve ilk tarifim bu olsun istedim. Hem sitemin ismine yakışacak tatlı bir tarifle açılışımı yapmış olurum diye düşündüm. Lafı fazla uzatmadan sizlerin de beğeneceğinize emin olduğum
bu kurabiyelerin tarifi işte buyrun ;

Malzemeler:
  • 1 paket katı yağ (oda ısısında beklemiş ve yumuşamış)
  • 4 su bardağı buğday nişastası
  • 4 yemek kaşığı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un

Piştikten sonra:

  • 1 yemek kaşığı tarçın
  • 1 yemek kaşığı pudra şekeri
Yapılışı:

Derince bir kaba önce yağı koyun. Üstüne nişasta ve pudra şekerini döküp yoğurmaya başlayın.Vanilya ve kabartma tozunu da koyduktan sonra en son kulak memesi yumuşaklığına gelinceye kadar ununu ilave edin.Ele yapışmayacak bir hamur elde edin.(Ben hamurun yarısına 2 yemek kaşığı kakao ilave edip ayrı bir yerde yoğurdum.Kakaolusunu da yapmak istedim çünkü.)Sonra oklavanızla hamurunuzu açıp kurabiye kalıplarınızla şekilli hamurlar çıkartıp (ben ismi kupa kurabiye diye kalpli kalıbımı seçtim) yağlanmamış tepsinize dizin. 170 dereceye ayarladığınız fırınınızda 20 dakika kadar pişirin. Zaten kokudan ve üzerlerinin hafif çatlamasından piştiğini anlayabiliyorsunuz.
Bir buzdolabı poşetinin içine birer kaşık tarçın ve pudra şekerini koyup karıştırın.
Fırından çıkan ve ılınmış olan kurabiyeleri (kakaosuz olanları) bu poşetin içine atın ve poşetin ağzını kapatıp alt üst ederek tarçın ve şekerin kurabiyelere yapışmasını sağlayın.
Artık afiyetle yiyebilirsiniz.

Akşam çayla birkaç tanesini götürdük. Ama sütlede çok güzel oluyor. Bilginize...

Sayfamda tariflerimden sonra birde severek dinlediğim müzik parçalarından birini bulacaksınız. Bugün Celine Dion'un "Because you loved me" parçasını seçtim.

Ayrıca önerebileceğim film ve dizileri, müzik albümlerini, ve kitapları da sizinle paylaşacağım.Her tarifimden sonra ÖNERİYORUUUM ! başlığı altında onlarda yerlerini alacak. Sizin de önerilerinizi bekliyorum.

Yeniden görüşmek üzere.Kendinize iyi davranın. :))