24 Temmuz 2008 Perşembe

Fırında Çipura

Mışıl mışıl :)
Az uyuyarak mesela 4 saatlik uykuyla bütün gün verimli olabilsem ne güzel olurdu.
En az 8 saat uyumam lazım ki şarj olabileyim.Gün 24 saat.Bunun 11 saati (yolda dahil) işyerinde geçiyor.Kalan 13 saatin en az 8 saati uykuda geçiyor.Kaldı 5 saat.
Şimdi ben bu beş saatte, yemek mi yapayım,yeni tarifler mi deneyeyim, ütü mü yapayım, eşimle vakit mi geçireyim, kitap mı okuyayım ? Ne yapayım ?
İşyerinden eve dönünce kafa zaten kazan gibi oluyor.Bu bedeni de etkiliyor tabi.Beden de yorgun olunca en cazip olanı seçip dinlenme moduna geçiveriyorsun.
Saat 11 olmadan benim gözler kapanmaya başlıyor sonra.Bir rehavet sormayın.
Sonra da benim daha çok zamana ihtiyacım var diye mızmızlanıp duruyorum.
Ama kendimi ciddi anlamda az uyumaya alıştırmam lazım. En azından 6 saat uyusam 2 saat kazanmış olurum.İki saatte az değil yani.Bir çok şey yapılabilir iki saatte.
Az uyumak için neler yapılmalı? diye bir araştırma yapayım dedim.Bir kitap ismi okudum, ilginç ve komik geldi.Erdal Demirkıran’ın bir kitabıymış.”Sadece Aptallar 8 Saat Uyur” adında.Kitabın özü şu; “Önünüze ulaşılması zor hedefler koyun, hedefinizi aşka dönüştürün, bu şekilde az uyuyacak, çok çalışacak ve dahi diye adlandırılan insanlar arasına isminizi yazdıracaksınız” Benim dahi olmaya niyetim yok.Biraz zaman kazanmaya çalışıyorum o kadar.Bu ölümlü dünyada ömrümün üçte birini değil de, dörtte üçünü uyuyarak geçirmek, daha çok kitap okumak, daha çok şey öğrenmek, kendime, aileme, arkadaşlarıma, evime daha çok vakit ayırabilmeyi istiyorum.Olay bu!
Aptal olmadığıma, dahi de olamayacağıma göre beni ilgilendiren az uyuyabilmenin yolları.Bilen varsa paylaşsın. Ama kahve iç falan filan demeyin.Bana işlemiyor çünkü.
Rüyasız da bir gecem geçmez benim ayrıca. Binbir çeşit rüya görürüm.
Bir gün ünlü birinin kocası ölmüş olur rüyamda,onunla beraber ağlarım.Bir gün yemyeşil bahçeli bir evde olurum, içimi müthiş bir huzur kaplar, ertesi gün okyanusta dalgalarla boğuşurum. Bir gün dizilerin final bölümlerini çekerim beynimde, diğer gün etiketlerin cetvelle boyunu ölçerim (işim gereği :)) Yani beynimi öyle dolduruyorum ki demek ki, uyurken bile savaş halindeyim :D
Benim istediğim sadece, yastığa bağımlı olmayan, zinde bir hayat :) Zor değil bence.

Kararımı verdim, az uyku, bol zaman :)

Pazar günü yaptım bu yemeği.Süper oldu ve o kadar kısa sürdüki yapılışı;

Malzemeler:

  • 2 adet çipura
  • 1 adet orta boy soğan
  • 2 adet orta boy taze patates
  • Yarım çay bardağı sıvıyağ

Yapılışı:

  1. Çipuraları güzelce temizleyip yıkayın.Her iki yüzünün üzerine birer çizik atın.
  2. Üç patatesi soymadan iyice yıkayıp elma şeklinde doğrayın.
  3. Soğanıda soyup yıkadıktan sonra halka şeklinde dilimleyin.
  4. Soğanı ve patatesleri biraz sıvıyağla harmanlayın.
  5. Balıklara da fırça yardımıyla sıvıyağ sürün.
  6. Fırın tepsinize pişirme kağıdı serip önce balıkları sonra diğer malzemeleri dizin.
  7. 180 derecede fırınlayın. 1 saat kadar pişirin.

6 yorum:

eldivenlerim dedi ki...

balıklar harika gözüküyor, ellerinize sağlık...

PaNDoRa dedi ki...

Merhaba Pınarcık, çalışan bayanların işi zor gerçekten. İş güç bitmiyor, işten eve gelince "ay bir ayaklarımı uzatıp dinleneyim" olayı hikaye gibi. Ben şu an çalışmıyorum ama, çalıştığım dönemlerden biliyorum bu zorluğu.

Az uykuya alışmanın yolları ise, bana göre bir kaç gün erken kalkınca çekilecek zorluklardan geçiyor. Bir veya iki günde bünye alışamaz 4 - 5 saatlik uykuya ama, bu süre bir haftaya çıkarsa üstesinden gelebilirsin. Mesela yine aynı saatte uyuyup, sabah daha erken kalkar ve bir kaç gün bunu sürdürürsen, bünye buna alışacaktır. Alıştıktan sonra da, biraz daha geç yatıp, sabah uyanman gereken saatte kalktığın zaman da zorluk çekmezsin. Ne demeye çalıştığımı anladınmı ? Hayır, ben anlamadımda kendimi, o yüzden soruyorum :))

Yaaaa zaten geçelim bu konuyu. Baksana çipuralar nasılda bana bakıyor :)) Var ya, denize ayakkabılarım düşse ve bir müddet sonra bana deseler ki "Bu kadar süre ayakkabılarınız denizde kaldığı için, onlarda birer deniz mahsulü oldular" ne yaparım biliyor musun? Bir tekini ızgara, diğerini de fırında :) Ya ben çok seviyorum deniz ürünlerini yaaa. Ama hepsini, ayrım yapmam mümkün değil. E ama hadi seçeyim birisini, özellikle kalamar'a bayılıyorum :)) Bir balık restorana gidildi ise, kalamar ortada olmalı. Çok konuştum değil mi :)) Tamam tamam sustum.

Görüşmek üzere, sevgiler...

kesmeşeker dedi ki...

Eldivenlerim merhaba,
Teşekkürler beğendiğiniz için :))

Pandoracım,
Evet bünyeyi alıştırmak için biraz zamana ihtiyaç var.Bir süre kendimi programlasam istediğim sonucu elde ederim herhalde.
Balıklara gelince, bende çok severim deniz mahsüllerini.Ama en çok sevdiğim balıklar çinekop ve çipuradır.Ayıla bayıla yerim ikisinide.Kalamarda çok leziz oluyor.
Çok tatlı konuşmuşsun, bence devam :))

Hansa dedi ki...

Ben de çipurayı böyle pişiriririm enfes olur.Sizinki daha renkli elinize sağlık.Ayrıca uyku probleminizi paylaşıyorum.Umarım bi çözüm buluruz ben bulursam yazıcam size :):):)

kesmeşeker dedi ki...

Hansacım,
Hem balık çok yağ emmiyor ve sanki ızgara gibi oluyor.Çok daha sağlıklı ve lezzetli.
Ve evet bu uykunun çözümünü paylaşalım :)

Tuba Saadet dedi ki...

Merhaba,
Az uyumakla ilgili olarak duzenli olarak cok az uyudugunu bildigim Melih Arat'in su yazisini tavsiye edebilirim:

http://meliharat.blogspot.com/2007/06/daha-az-uyumann-srr.html